İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Şu ayda yayınlananlar: Mayıs 2012

Elma Kokusunu Severmisiniz? Halepçe Soykırımı

Elma kokusunu sever misiniz? Ya da şöyle sorayım. Hiç elma yerken aslında boğazınızda bir yanma hissettiniz mi?…Hayır mı?

O halde size bir olay anlatayım..


… Bundan tam 23 yıl önce,16 Mart 1988 sabahı,elma kokusuyla uyandı Halepçeliler.Sevinçle mutfağa yöneldiler önce.Kokunun mutfaktan gelmediğini görünce camlarını açtılar.Baktılar ki koku dışarıdan daha çok hissediliyor,hemen dışarı akın ettiler merak ve heyecanla.
Çıktıklarında gördüler ki herkes aynı merak ve heyecanla dışarı çıkmış.Hızlı hızlı yürümeye başladılar;kokunun kaynağını aramaya başladılar. Gittikçe şiddetlendi elma kokusu.

Bakış Açısı

Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken onlara şu olayı okur:

“-Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman, yer ya da kişi kavramı yok. Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor. Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir caba sarf ediyor ne de bakim yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor. Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde. Yürümüyor. Uykusu sürekli düzensiz. Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor.”

Nasreddin Hoca (Fıkraları) Hikayeleri

Yemesi kolay olsun diye Timur’un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar.Bunun üzerine Timur o defterdara kağıtları yedirir ve işten kovar.Yerine Nasrettin Hoca’yı alır.Hoca hesapları yufka üzerinde…

‘O’ ne yaparsa doğrudur – Kıssadan Hisse

Peygamberimiz (s.a.v) azadlı kölesi Zeyd bin Hârise’yi çok severdi. Oğlu Üsame’yi de. Babayı da oğulu da gerektiğinde kollardı. Hz. Ömer bir gün ganimet malı dağıtıyordu.…

Ayasofya İbadete Ne zaman açılacak?

5 Haziran 2010’da Ayasofya’nın İbadete Açılması İçin Yapılan Başvuru, 21 Haziran 2010’da Kültür Ve Turizm Bakanı Adına Şube Müdürü Z.A. Tarafından Gönderilen Ve Müze Yönetmeliği Hatırlatılan Yazı Üzerine Kabul Edilmemiş

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün; “2012 Mihraplar Takvimi”Nde Ayasofya’nın Cami Olduğunu Tescil Etmesi Kamuoyunda Geniş Yankı Bulurken; Kültür Ve Turizm Bakanlığı’nın Müze Yönetmeliğine Dayanarak Ayasofya’nın İbadete Açılmasını Engellediği Belgelendi.

Kültür Ve Turizm Bakanı Adına Şube Müdürü Z.A., Müze Yönetmeliklerine Atıfta Bulundu Ve Ayasofya’da Herhangi Bir Dini Ritüelin Gerçekleştirilmesine İzin Verilmesinin Mümkün Olmadığını Açıkladı.

Maşite sultan ve Firavun (İslama Adanmış bir hayat)

Maşite sultan. “O gün öyle yüzler vardırki,ışıl ışıl parlar” (kıyamet-22). Ayetinin işaret ettiği gibi Allah’ın huzurunda kıyama durduğumuzda, nice yüzler olacaktır ki, kendini dünya hayatında Allah’a adadığından…

Unutturulan Zaferimiz: Kut-ül Amare

29 Nisan 1916…Türkiye’nin NATO’ya üye olduğu 1952 yılına kadar, bu tarih Silahlı kuvvetlerde ‘KUT bayramı’ olarak kutlanmaktaydı. Çünkü bu tarihte Irak /Kutül Amare’de Halil paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri İngilizleri perişan etmiş ve Çanakkale zaferinin hemen ardından kazanılan bu zaferle düşmana büyük bir darbe daha vurulmuştu. İngiliz ordusunun generali Towshend dahil 13 bin İngiliz askerinin esir alındığı ve onbinlercesinin öldürüldüğü bu bayramın bugün yıl dönümü

KUTUL AMARE NEDİR?

Tarih 29 Nisan 1916’dır. Unutulan bugün tıpkı Çanakkale gibi diline, ırkına, memleketine bakılmaksızın Müslüman Osmanlı Ordusunun Irak’ın Kut bölgesinde İngilizlere karşı kazandığı büyük bir zaferidir.

Kurtuluş Savaşı Gerçeği ve Resmi Tarihin Yalanları

İlk kısım özetle; Karabekir Paşa, 1918’de Büyükdere açıklarında, İstanbul’u işgal eden İngiliz ve Fransız gemilerini görünce, “Tek dağ başı mezar oluncaya kadar düşmanla mücadele ederek istiklalimizi kurmaya vicdanıma karşı ahd ettim. Ya istiklal ya ölüm…” diyerek haykırır. (Resmi Tarihe göre, “Ya İstiklal Ya Ölüm!” İfadesi, Atatürk tarafından seslendirilmiştir.)

Resmi Tarihin Bin Yalanından biridir..
Zira, Karabekir Paşa, “19 Nisan 1919’da Trabzon’a çıktım” diyerek İstiklal Harbi’ni kendisinin başlattığını öne sürüyor. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde rejim düşmanı olarak görülen, mahkemelere verilen Kazım Karabekir bir defaya mahsus olarak sadece 2009 tarihinde İlker Başbuğ’un Genelkurmaylığı döneminde anıldı. Ve sonrası gelmedi. O Kurtuluş Savaşı’na yön veren paşalar arasında hep biraz öksüz bırakıldı.