İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Nasreddin Hoca (Fıkraları) Hikayeleri

Yemesi kolay olsun diye

Timur’un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar.Bunun üzerine Timur o defterdara kağıtları
yedirir ve işten kovar.Yerine Nasrettin Hoca’yı alır.Hoca hesapları yufka üzerinde yapmaya başlar.Timur bunu görür ve sebebini sorar.
Hoca aynen şu cevabı verir:
–Yemesi kolay olsun diye

_

Alış-Veriş

Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker:
– Kaç akçe şu heybe muhterem?
– 2 akçe hocam.
– Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir:
– Hocam. Bu heybe 2 akçe. Sen 1 akçe verdin.
Hoca sinirlenir:
– Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!

_

Ayağı Abdestsiz

Nasreddin Hoca abdest alırken, bir ayağına su yetmemiş. Namaz kılarken de bir ayağini yukarı kaldırarak namaz kılmış. Bunu gören cami cemaati :
-Hocam bu nasıl namaz? diye sormuş.
Nasreddin Hoca :
-Bir ayağı abdestsiz namaz, diye cevap vermiş

Bindiği Dal

Bir gün Hoca ateş için ağaca çıkmış odun kesiyormuş. Yakından geçen biri, Hoca’nın hararetli bir şekilde bindiği dalı kestiğini fark eder.
-Dikkatli ol, Hoca Efendi! Diye uyarır. Kesmeye çalıştığın dal bindiğin daldır. Durmazsan, kesin yere düşeceksin.
Hoca cevap vermeye zahmet bile etmez. İşsiz güçsüz insanlar her yerdedir. Kendilerine faydalı hiç bir şey yapmazlar, size ne yapıp yapmayacağınızı anlatırlar işte.
Hoca’nın zihni bunlarla meşgulken, kırmayı başardığı dalla birlikte aşağı düşer.
Adam hakkındaki fikri hemen çark eder. Kesin önemsiz biri değildi bu adam. Gerçekte, hayatında karşılaşacağın en önemli adam olabilirdi. Kendine gelir gelmez, adamın arkasından koşar, fakat çok geçtir, adam gözden kaybolmuştur.
Muhtemelen, Hoca’nın aklındaki şey bu bilge kişiye ne zaman öleceğini sormaktı

_

Ya Deve Ölür Ya Timür Ya da Ben

Bir gün Timur, Hoca’yla hoşbeş ederken, “Buradan attım kılıcı, varıp Halep’e oynadı bir ucu!” kabilinden, sözü uzattıkça uzatarak, büyüttükçe büyüterek, pireyi deve yapar.. Hoca canından bezer. O da tutar, Allahın devesini, dev yapılı bir mahluk haline kor:

-Doğrusu elimden nice develer gelip geçti ama, böylesini görmedim. Uç desem, kanatlanıyor; yürü desem, ayaklanıyor. Ne çare ki, benim çömez misali okuması var, yazması yok! Kabilinden satar, savurur.

Timur buna, parmağını ısırır:

-Aman su mahlûku bir göreyim! der.

Hoca hiç istifini bozmadan:

-Devletlim, der; bugünlerde, namaz baslarını öğretiyorum. Allah izin verirse, seneye yine geldiğimde, önünüze diz çoksun!” der

Timur seneyi iple çeker.

O gün gelince, Hoca:

-Sormayın efendim, Kuranı okumaya başlayınca, öyle bir aska geldi ki, simdi de, “Hafız olacağım!” diye tutturdu. Allah ecelden aman verirse, bir daha ki seneye getireyim de hıfzını dinleteyim! deyip Timur un otağından ayrılır.

Timur, gene seneyi iple çekmeye baslar, Hoca’nın eşi dostu;

-Bre Hoca, sen kanınla mi oynuyorsun? Kaçın kurdu Timur; böyle mavalları yutar mi? diye çekip çekiştirince, Hoca;

-Yahu, ne telaş ediyorsunuz, seneye kadar çok zaman var. O zamana kadar Ya deve olur, ya ben ya da Timur!.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.