İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ramazana Düşman Olan Müslümanlar

Ey iman edenler! Sizden önceki ümmetlere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç tutmak farz kılındı. Olur ki bu sayede takvaya erersiniz. (Bakara – 183)

 O mü’minler; tevbe edenler,ibadet edenler, oruç tutanlar, rukü edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah’ın sınırlarını koyduğu hükümleri koruyanlardır. İşte böyle mü’minlere cenneti müjdele ! (Tevbe – 112)

Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Aziz ve celil olan Allah ‘İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim’ buyurmuştur.

( Buhârî, Savm 9; Müslim, Siyam 163)

Mübarek Ramazan ayı bitmek üzere. Her Ramazan’da olduğu gibi bu sene de, Kur’an ile Allah Rasulu (s.a.v) ‘i anlama ve anlatma çabaları ile, birbirinden güzel etkinlikler ile, Ramazan’ın hedeflediği eğitim faaliyetleri ile geçti. Müslümanların çoğunlukta olduğu bir belde olarak, topraklarımızda islamın yaşandığını tamamiyle göremesekte en azından, dini hassasiyetlerini kaybetmemiş kimseler iç dünyalarında Ramazanı doyasıya yaşadılar.

Birde diğer yönü var… Bir çoğumuz Ramazan’ı dinin bir gereği olarak görüp ihya etme derdindeyken, diğerlerimiz -kimliklerinde ve kendi sözleriyle ifade ettikleri gibi “Müslüman!” olanlar- hiçbir şey yokmuş gibi yaşamaya devam etti. Etraftaki insanların oruç tutuyor olmasına aldırış etmeden ellerinde su şişeleriyle gezenlere, yollarda caddelerde yemekler yiyenlere, püfür püfür sigara içenlere, ve en ilginci sakız çiğneyerek dolaşanlara sıkça rastladık. Evet, dinimiz kimsenin zorla ibadet yapmasını istemiyor, bizlerde dinimizin emrine tabi olarak böyle bir şey için kimseyi zorlamıyoruz. Lakin istediğimiz biraz saygı. Sıcakların baş gösterdiği günlerde, susuz ve yemeksiz kalarak Rabb’lerinin rızasını kazanma arzusunda olan bu insanlara biraz saygı… Ancak batılıya, ermeniye, yahudiye, amerikalıya, kısacası bizden ! olamayanlara saygı ve hoşgörü ibareleri dağıtıla dağıtıla bitmiş olacak ki, Müslümanın ne durumda olduğuna kimse bakmıyor. Ve üzülerek söylemeliyim ki, Kur’an’ın “dostlukta bulunmayın!” dediği Hıristiyanlar bile oruç tutana saygı duyarken, içimizde bulunan ve “Elhamdulillah Müslümanım!”diyebilenler, İslamın hükümlerine akıl almaz bir düşmanlık içindeler.

Sevgili Babam, yıllar önce Kapalı Çarşı’da esnaflık yaparken, komşu dükkanlarda pek çok Ermeni ve Rum’un bulunduğunu, ve onlarla aralarındaki ilişkileri, Türklere ve İslama nasıl baktıklarını, bizimle nasıl bir ilişki içerisinde olduklarını gözlemlediğini aktarır. Ve der ki; “ Oğlum, Ramazan ayı geldiği zaman, Kapalı Çarşı ‘da komşularımız olan Ermeni ve Rum’lar dükkan önünde ve bizim görebileceğimiz yerlerde kesinlikle yemek yemezlerdi, su içmezlerdi. Hatta ustaları onları çok sert uyarırdı; “ Müslümanların kutsal zamanlarındayız. Sakın ola, onların yanında yemek yemeyin, su içmeyin !”

Yine aynı insanî duygulara sahip bir gayr-i müslim Osmanlı vatandaşının yaptığına bakalım. Adı : Dimitri. Kendisi bir Rum. Hayatta olduğu yıllarda İstanbulda bulunan Rum nüfusunun et ihtiyacını karşılayan kasaplardan biriydi. Kesim işlemlerini Hıristıyan usullerince yapıyordu. Bir gün, yine bir kesim esnasında yanına bir Osmanlı gelir ve yardımcı olmak ister, “peki” der Dimitri. Kesilecek olan hayvanın ayakları, gözleri bağlanıp hazır hale getirildikten sonra Dimitri bıçağını eline alır ve “ Bismillahirrahmanirrahim” diyerek hayvanın boğazına çalar. Bu durum karşısında Osmanlı, hayretler içerisinde kalarak ; “ Yahu Dimitri, sen Hıristıyan değil misin ? Bu besmele ne içindi ? “ Osmanlı terbiyesiyle yetişmiş olan Rum Dimitri şu ibretlik, insanlık dolu mesajı verir; “ Evet ben bir Hıristıyanım. Etlerimi de Hıristıyanlara satarım. Ancak, olur da kestiğim et bir Müslümanın eline geçerse, yediği onun dini içinde uygun olsun. Bilmeden necis olan bir yemek yemesin !”

Böylesine ince bir düşünceye ve insanlığa sahip olan bir Hirıstıyan, ve mübarek Ramazanı hiçe sayarak geçiren bizim insanlarımız. Toplumumuzun irşadı için bir an evvel çalışmalarımızı arttırmalı olduğumuzu düşünüyorum. Her bir Müslüman tebliğe, davete önem göstermeli. Hayır dualarımızı hiçbir zaman eksik etmeyelim. Medeniyetimizi yeniden tesis etmek adına !

Selam ile…
Selamhaber.com’a Bu yazı İçin Teşekkür Ederiz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir