İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sebahat Tuncel Siviller İçin Yaşam Hakkı Niye İstemedin.

Biraz Önce Sıcak Gündem Sitesinde Denk Geldiğim Bir Makaleyi Sizlerle Paylaşmak İstiyorum…  Bence Güzel Bir Yazı Olmuş Yazana Teşekkür Ediyorum.. Sizlerinde Değerlendirmesine Sunuyorum.

BİRİLERİ BURASININ SABAHAT TUNCEL’E TÜRKİYE OLDUĞUNU HATIRLATMALI

Bu sütunlarda size oturup demokrasi dersi verecek değilim. Demokrasinin bu ülkede uzun bir dönemde kendisine yer tutma savaşı içerisinde olduğunu en iyi bilenlerdenim.

Memleketin askerine polisine silah sıkanlara var olan demokrasinin ihtiyaç sahibinin yanından geçmediğine de tanıklık ettim.

Terörist cenazesinde şov yapıp demokrasinin ardına sığınanların yarınlarımızı nasıl dinamitlediğini bilmeyene çok şahit oldum.

Çanakkale’yi birlikte kazandıklarımızı şimdi vatan haini mi ilan edeceğiz?  Onlar bu ülkeyi bölmeye mi çalışıyor?

Hayır, hayır….. Ben buna inanmıyorum. İnanmayacağım da…

Çevremde o kadar çok Kürt dostum, arkadaşım var ki sadece sesi gür çıkanlara karşı onların sessizliği canımı sıkıyor. Artık onların da vakti geldi. Canı yanan onların yeter deme zamanı…

Çünkü onlar sustukça sesi gür çıkanlar onların rollerini çalıyor.

Kürtler bu ülkenin yeniden yapılanmasını, bölünmesini istiyor derlerse gülerim ama sesi gür çıkan üç-beş çapulcu hepimizi bir korku tünelinin içerisinde hissettirmek istiyor.

Evet! sesi gür çıkan memleketin sahibi sanıyor kendini. Hadi oradan sen kimsin? Sen Suriye’nin öldürdüğü Kürtler’e sessiz kalan Fehman Hüseyin denilen ağzından kanlı salya damlayan terörist değil misin?

Sen Kürtler’i acımasızca öldüren bir örgütün parçası…

Bu memleket bizim, hepimizin ama asla terör örgütüne kendini peşkeş çekenlerin değil.

Yüzyılların ötesinden gelen bir birliktelik soysuz üç beş çapulcunun girişimleriyle mi son bulacak?

Terör eylemlerinin zirveye çıktığı şu günlerde birde BDP denen partinin milletvekillerine ne demeli?

Diyecek çok söz var.

Dağda ölen Kürt gencine nispet yapan Sırrı Sakık’ın eli viskili oğlundan mı başlasam. Yok Bengi Yıldız’ın Bodrum gecelerindeki şovlarından mı? Bunlar hafif meşrep kalır bir de alternatif imamları vardı otel odalarından basılan…

Hangisini anlatsam ki…

Geçmişini PKK’nın kadrolarına harcamış şimdi ekmeğini yediği devlete karşı terörist hakkını savunmaya çalışan Sebahat Tuncel’e geldi sanırım sıra.

Burada durmak gerekiyor. Şoven duygularla değil net örnekler vermek istiyorum. Hatta birkaç da sorum olacak. Şayet cevabını da verirse aynen yayınlayacağım kıvırmadan.

Sabahat Tuncel’i cezaevinden meclise alıp getiren milli iradeye o zaman ne kadar saygı duyduysam şimdi O’nun bu milletin önünde şov yapmasına da o kadar karşı çıkıyorum.

Demokrasi böyle bir şey. İstemesen de seçilene saygı duyacaksın. Sana göre öteki de olsa eyvallah diyeceksin.

Sabahat Tuncel Kartepe Deniz Otobüsünü kaçıran ve 24 kişinin hayatıyla oynayan Mensur Güzel için yapılan operasyonu fütursuzca eleştirdi. Tuncel, teröristin sağ olarak ele geçirilmesi için bir çaba sarf edilmediğinden bahsediyor. Yaşam hakkı verilmedi diyor. Saygı duyalım haklı diyor.

Sabahat Tuncel senin adına çok üzüldüm. Ben insanları öldürmek için canlı bomba olarak deniz otobüsüne girdim diyeceksin sonra da ona yaşam hakkı isteyeceksin.

Eyvallah…

İşte tarih tarih sana istediğin yaşam hakkının belgeleri üstelik imzalarında bebek kanları var.
1987: Mardin Pınarcık köyünde 6’sı kadın, 16’sı çocuk 30 sivilin yaşam hakları elinden alınırken sen ne düşünüyordun Sabahat Tuncel?

1988: Şırnak Dereler Köyünde 16 sivili Amerikan askerleri mi katletti.

1989: Hakkâri Yüksekova İkiyaka köyünde 28 sivil yaşam hakkımı verin diye diye gitmedi mi?

1990: Şırnak Güçlükonak’ta 12’si çocuk, 7’si kadın 27 sivilin resimlerine hiç baktın mı? O acı tablo senin yüreğin yaktı mı peki?

1992: Bitlis’in Cevizdalı Köyünde çocuk ve kadınların olduğu 30 sivile silah sıkılıp yok edildiğinde neden sesiniz çıkmadı?

1993: Erzincan Başbağlar’da 33 sivil. İki hafta sonra Van Bahçesaray’da ise 24 sivilin acı tablosu dün gibi gözlerimin önünde.

4 Ekim 1993: Siirt’in Deltepe köyünde 33 sivil. Bir gün sonra Hakkari, Siirt ve Batman’daki köylerde kadın ve çocukların da olduğu 35 sivil.

21 Ekim 1993: Siirt Baykan’da 24, 4 gün sonra Erzurum’un Yavi Köyü’nde 35 sivil.

Peki ya şehir baskınlarında PKK, İstanbul’da Çetinkaya Mağazası’nı yakarak 7’si kadın 1’i çocuk 11 sivili, Mavi Çarşı’da 13 sivili, Ankara Anafartalar Çarşısı’nda 7 sivili, Diyarbakır Koşuyolu Parkı’nda 7’si çocuk 10 sivili, Diyarbakır’da dershaneden çıkan 5 lise öğrencisini, İstanbul Güngören’de 18 sivili katlettiği günleri hatırlıyor musun?

Güngören’de yüreği yanan anaların ağıtlarına bizzat tanıklık ettim. Ya Ankara’da patlayan son bombada ölenleri hiç duydun mu?

Orada ölenlerin yaşam hakkını kimden istedi.

O ölenler için ağıt yakan anaların yanan yüreklerine su serpmek için kan dökülmesini kimse istemez ama sizin gibi kana susamış olanların yaptığı bu açıklamalar sadece insanları kine, nefrete sürükler unutmayın bunu.

Eylemlerinde ölen insanların hiç öneminin olmadığı bir örgütün üzerimde bomba var diyen korsanına da kimse acımaz. Hele hele saatlerce teslim ol çağrısına hayır cevabı geliyorsa.

Tüm bunların ötesinde ölen bu teröristin yaşam hakkının elinden alındığına inanan sen Sabahat Tuncel bana yukarıda saydığım tüm bu sivil katliamlarının izahatını nasıl yapabilirsin?

O zaman senin kapından geçmeyen bu vicdan şimdi mi ziyaretine geldi?

Bu soruların hepsi cevapsız çünkü hepsi senin için anlamsız…

Ayhan Kıskaç

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir