İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

uçağımı getirin bakkala gideceğim

Hayat hızla bir nehrin denize aktığı misal akmaya devam ediyor. Zaman aleyhimizde işliyor ve bizi saniye saniye, gün gün, yıl yıl Ölüm denen Sonsuzluğa doğru götürüyor. Eğer ömrümüzü hayırlı işler içerisinde geçirmeye gayret ediyor ve kulluk vazifelerimizi hakkıyla yapabiliyorsak şüphesiz Ölüm bizler için bir buluşma ve o büyük mükafata ulaşmadan başka bir şey değil. Ancak hayatımızı boş işler ile geçiyorsak Ölümden korkamamak ta elde değil. Kişi nefsi peşinde koştuğun da da ölümden korkması mümkün olmuyor ve sanki hiç ölmeyecek  gibi, mahşer gününde hesaba çekilmeyecek gibi hesapsız günahlar içerisinde boğulup gidiyor.

İçerisinde bulunduğum gençlik çağında ne yazık ki biz gençler de hakkı üstün tutmak yerine kendimizi üstün tutma hastalığıyla adeta ölüm döşeğinde yatan bir hasta gibi kişisel ihtiraslarıyla boğuluyor.  Ve hayatı sadece facebook, twitter ve instagram gibi sosyal paylaşım alanlarından ibaret sanıyor, oralarda paylaştığı güzel söz ve resimlerle çok büyük işler yaptığını zannetmekten öteye gidemiyoruz. Geçenlerde bir paylaşım görmüştüm, “Facebook ta herkes adam, herkes mafya, herkesin spor otomobili var, herkes çay:) içiyor, herkes alkolik,Herkes cool,herkes aşık, herkes aşk acısı çekiyor ve herkes zengin. ! Bi normal insan yok anasını satim… Uçağımı getirin bakkala gidecem.!” bu söz bence herşeyi anlatıyor. Sosyal Medya denilen yapmacık dünyada aldığımı beğeni ve yorumlar bizlere çok büyük ve mühim birisi olduğumuzu aşılıyor adeta ancak bu büyüklük sosyal medyadan öteye gitmiyor. Sabah kalktığımızda selam vermediğimiz komşumuzun fotoğrafını beğeniyor, yolda görünce nasılsın demediğimiz arkadaşımızın fotoğrafına yorum yapıyoruz. Velhasıl gerçek dünyadan kopup bu sanal dünyada olmadığımız bir kimliğe bürünüyor.

Bazen bakıyorum da bu mecrada ne ulemalar, alimler, evliyalar, profesörler, siyaset uzmanları daha neler neler var, ancak gerçek hayatta baktığımızda burada çizdiği profille alakası olmayan bireyleri görmek üzücü bir tablo olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada ne yapılabilir bilmiyorum, bilmemem de benim bir ayıbım olsa gerek, ancak bu konuda bir bilgilendirme yapılması, bu mecraların insanlar üzerinde yaptığı etkilerin en azından araştırılıp kamuoyu ile paylaşılması önemli bir konu gibi duruyor önümüzde. Bugün bu yazıyı okuyan insanların sayısı çok fazla olmayabilir çünkü bu uzun ve okunması zor bir yazı gibi görünüyor ilk başta. Ancak bu yazı yerine kısa bir söz yazılsaydı, beğeni ve yorum yağmuruna maruz kalırdı bu şüphe götürmez bir gerçek.

 

İnşallah, Gençlik üzerinde bulunan mesuliyetimizin bilincine varmak suretiyle bu konularda gençliğimizi ve kendimizi bilinçli bireyler haline getirmek adına çalışmalar yapılmasını sağlayabilir, bu adeta kanayan bir yaraya çözüm bulabilir yada bu yararı en aza indirmeyi başarabiliriz.

selam ve dua ile…

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.